Skip to content
Ara
Sepet
0 items

Scrub the Surface : Margaret R. Thompson

30 Tem 2026


1. Kısaca kendinden bahseder misin?

New Mexico’da yaşayan ve çalışan bir ressamım. Büyülü yerlere karşı her zaman güçlü bir çekim hissediyorum. Bu yerler bana dinlemeyi öğretiyor; ben de resimlerimi bu dinleme hâlinden yola çıkarak üretiyorum. Kendimle gökyüzü arasında hiçbir şeyin olmadığı uzak çöl manzaralarından, deniz kıyılarından ve ritmi hayranlık duygusu ile gerçeküstü olana uyumlanmış şehirlerden ilham alıyorum. Resim yapmayı seçtim çünkü bana gündelik olanın içindeki olağanüstüyü arama ve bu ikisini bir araya getiren işler üretme imkânı sunuyor. Benim için resim, yaşamanın en doğal ve en tatmin edici biçimi hâline geldi.

2. İstanbul’u üç kelimeyle anlatacak olsan, hangi kelimeleri seçerdin?

Mistik. Katmanlı. Sonsuz.

3. İstanbul’da seni en çok şaşırtan ne oldu?

İstanbul’da beni en çok etkileyen şey, tarihin gündelik yaşamın içine bu kadar doğal bir şekilde işlemiş olmasıydı. Çarşıların ritminde, mimaride, suda ve misafirperverlik ritüellerinde o köklü geçmişin gücünü hissettim. Şehirdeki birçok farklı uygarlığın katmanlarının bugünü hâlâ şekillendirmeye devam etmesi beni çok etkiledi. Doğu ile Batı, kadim olanla çağdaş, maddi olanla manevi olan arasındaki dengeyi bu şehirde güçlü bir şekilde hissediyorsunuz.

4. Seni en çok etkileyen geleneksel zanaat ya da zanaatkârlar hangileri? Neden?

Türk tekstillerine hayran kaldım. Canlı renkleri, desenleri ve binlerce yıl öncesine uzanan dokuma geleneği beni derinden etkiledi. Bunun üzerine Kapalı Çarşıdan bir parça Türk ipeği satın aldım ve geçmişin hikâyelerini de taşıyan bir resmi bu kumaş üzerine yapmak istedim.

5. Zeyrek Çinili Hamam’ın mimarisinde ya da atmosferinde seni en çok etkileyen unsur nedir?

Sarnıçta taş duvarlara işlenmiş su izleri beni büyüledi. Bu izler, o kutsal mekânda suyun hafızasını taşıyor gibiydi. Sarnıcın üzerinde yer alan hamamda, Osmanlı mimarisine özgü kubbeler ise bana evreni, adeta "göğün kubbesini" hatırlattı.

6. Hamamda buharın ve sessizliğin hâkim olduğu o ana eşlik edecek müzik sence ne olurdu?

Yalnızca buhar ve sessizlik. Başka hiçbir şeye gerek yok. Çünkü buharın ve sessizliğin içinde insan hem arınıyor hem de yenileniyor.

7. Hamam deneyimi yavaşlamayı simgeler. Bu kadar hızlı akan bir dünyada sen nasıl ara veriyorsun?

Uçsuz bucaksız ve ıssız yerlere yöneliyorum. Resim yaparken, sessiz ve tek başıma çalıştığım anlarda zaman ve mekân duygusu kayboluyor. Meditasyon hâline yaklaşabildiğim anlar bana iyi geliyor. Doğada adım adım yürümek ya da bir resmin yavaş yavaş şekillenişini izlemek, dinginliği bulduğum anlar.

8. Yaratım sürecin geleneksel bir hamam ritüeli olsaydı, hangisi olurdu?

Bir sanatçı ya da tasarımcı seçmek yerine, bu programa daha önce katılmış ve gelecekte katılacak sanatçılarla hamamda bir araya gelmek; böylesine sıra dışı bir mekânın dönüştürücü ve benzersiz deneyimini birlikte paylaşmak isterdim.

9. Her zaman yanında taşıdığın bir nesne ya da kişisel bir ritüelin var mı?

Evden uzakta olduğumda yanımda metal bir kutunun içinde küçük bir sunak taşırım. Gittiğim yerde onu açar ve bulunduğum mekâna yerleştiririm. Ayrıca sıklıkla, ruh halim ve şartlar değişene kadar üzerimden hiç çıkarmayacağım bir kolye ucu veya yüzük seçerim. Hem beni korumaları hem de kendi özümü bana hatırlatmaları için yanımda tılsımlar bulundururum.

10. Hamam kültürünün bir öğesini giyilebilir bir sanat eserine dönüştürecek olsan, bu ne olurdu?

Eserlerimde sıkça yer alan spiral, girdap ve akış formları, yaratımın başladığı noktayı temsil ediyor. Benim için bunlar; umudu, sürekliliği ve tüm güzelliğiyle evrensel düzene duyulan saygıyı yayan enerji kıvılcımları.

11. Zeyrek Çinili Hamam’la gerçekleştirdiğin bu iş birliğinde tasarım sürecine ilham veren unsurlar nelerdi?

Boğaz’dan aldığım su ve çarşıdan topladığım baharatlar, İstanbul’la kurduğum bağı derinleştirdi. Resimlerimde kullandığım doğal malzemelerde zamansız, hatta ölümsüz bir his olduğuna inanıyorum.

12. Bu sergide koku önemli bir yer tutuyor. Sergi için koku notalarını nasıl belirledin ve bunlar sergide nasıl bir anlam taşıyor?

Birçok resmime başlarken tuvalin arkasına ya da kasnağa çok az miktarda tapınak yağı sürerim. İlk anda yoğun olan bu koku, üretim süreci boyunca yavaş yavaş uçar. Benim için başlangıcı simgeler ve hafızayla ilişkilenen çok özel bir ritüeldir. Benzer şekilde sarnıçta hissedilen koku da serginin ilk anlarında güçlü bir şekilde duyuluyordu. Bugün ise sergiye eşlik eden mumlar ve tütsüler aracılığıyla korunan tatlı bir anıya dönüştü.

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

Thanks for subscribing!

This email has been registered!

Shop the look

Choose Options

Zeyrek Çinili Hamam
Yeni gelen veya özel indirimli ürünlerden ilk siz haberdar olun.
Özelliği düzenle
STOĞA GELİNCE HABER VER
this is just a warning
Kayıt Ol
Sepetim
0 ürünler

Before you leave...

Take 20% off your first order

20% off

Enter the code below at checkout to get 20% off your first order

CODESALE20

Continue Shopping